DOĞRU LASTİK KULLANIMI

Türkiye’nin nüfusunun son sayımlarla 76.7 milyonu bulduğu biliniyor. Tabii ki artan nüfusun ihtiyaçları ve özellikle de araç ihtiyacı buna paralel olarak büyüdü. Her yıl artan nüfusun talebiyle, otomotiv üreticileri yeni marka ve modelde araç üretimini hızlandırdı ve yollarda gezen araç sayısında büyük artışlar ortaya çıktı. Haziran 2014 itibariyle araç sayımız 18.4 milyon oldu. (*)
Araçların olmazsa olmaz parçası lastiğe duyulan ihtiyaç da bu paralelde artışını sürdürmektedir. Dünyada 2013 yılında 1.6 milyar adet olan lastik pazarı son 5 yılda %23 büyüme göstermiştir.Türkiyede ise 2013 yılındaki lastik pazarı (yenileme ve Otomotiv Endüstrisi ihtiyacı) 20.3 milyon adet olurken son 10 yıldaki bu pazar büyümesi %50′nin üzerindedir.(*)

2013 yılında sadece yenileme piyasasında satılan lastik miktarı 14.5 milyon adet olurken, son 5 yılda bu pazar %43 büyümüştür. (*)

Yapılan araştırmalar göstermiştir ki dünyada her yıl trafik kazalarında 1.24 milyon kişi yaşamını yitirmekte, 50 milyon kişi ise yaralanmaktadır. Bu durumun Dünya için yarattığı sosyal sorunların yanında ayrıca 500 milyar doları aşan bir maliyet söz konusudur.(*)

Ülkemizdeki duruma baktığımızda ise 2013 yılında gerçekleşen 1.2 milyon kazada 3.685 yurttaşımız yaşamını yitirmiş ve 274 bin kişi yaralanmıştır. Bu kazaların ekonomik maliyeti ise 20 milyar lirayı bulmaktadır.

Yapılan araştırmalar sonucunda net bir oran verilemese de, trafik kazalarına yol açan sebepler arasında “yanlış ve bilinçsiz lastik kullanımı”nın önemli bir yer tuttuğu görülmektedir.

DOĞRU VE UYGUN LASTİĞİ NASIL VE NEREDEN SEÇECEĞİZ?

Lastik, araç kullanıcısını ve aracı hem ”yol”a hem de “hayat”a bağlar. Araç üreticileri, lastiği bu nedenle “can güvenliğini en yüksek derecede ilgilendiren ürün” olarak kabul eder. Aracınız hangi yol, yük, hız ve sürücü koşulunda olursa olsun, fren, çekiş, konfor ve yük taşıma gibi özellikleri ile lastiğinizin hep mükemmel sonuçlar vermesi beklenir.

Oysa aracınızı yola ve sizi hayata bağlayan şey sadece “lastiğin yola bastığı alan” kadardır. Bu alanı doğru kullanmazsanız, kendi hayatınızı, araçtaki yolcuların hayatını ve aracınızı büyük tehlikeye atmış olursunuz.

Araç üreticileri aracın dizaynı aşamasında o aracın hangi koşullarda hizmet edeceğini baştan tespit ederler (yol, yük, hız, sürücü vb.). Tespit edilen nitelikteki aracı taşıyacak lastik ebadı ve özellikleri de saptandıktan sonra artık lastik üreticilerinin dizayn, test-onay ve üretim maratonu başlar. Homologasyon (onay, kabul) süreci dediğimiz bu süreç, araç satışa sunulacağı hali alana kadar sürer. Seçilen ve onaylanan lastik, artık o araç için en uygun lastiktir. Bundan sonraki aşamada, çok güçlü ve yüksek bir Ar-Ge kabiliyeti ile donanmış olan lastik üreticileri, araç üreticileri ile birlikte test ederek onayladıkları en uygun lastiği üretmeye başlarlar.
Tüketicilerin yapacağı şey ise araçlarına yeni lastik takarken üreticinin onayladığı, araç üzerinde gelen ve tavsiye ettiği lastik ebadını tercih etmesi, seçmesi ve kullanmasıdır. Aracınız için en doğru lastik ebadı, araç üreticisinin belirlediği ebattır.

Araç üreticileri, özel amaçlı araçlar hariç, araçlarını üretirken genel olarak bilinen adı ile yaz lastiği takarlar. Ancak aracınızı kullanırken karşılaşacağınız yol ve hava şartları, kullanacağınız lastiğin farklı özelliklere sahip olmasını gerektirebilir.
Lastik üreticileri, bir taraftan araç üreticisinin onayladığı lastiği üretirken, bir yandan da ürettikleri lastiklerin maksimum performans göstermesi için çalışmalarını sürdürürler. Farklı hava ve yol koşulları için en uygun lastikleri yaratmaya ve üretmeye odaklanırlar. Artık çok yüksek bir teknolojinin ürünü olan lastikler, birçok koşulda bir lastikten beklenen tüm performans unsurlarını sağlamaya hazırdır.

LÜTFEN UNUTMAYINIZ !

ARACINIZ İÇİN EN DOĞRU LASTİK, ARAÇ ÜRETİCİSİNİN BELİRLEDİĞİ VE ARACA ORİJİNAL OLARAK TAKTIĞI EBATTAKİ LASTİKTİR.

(*)   Sayısal değerler ve istatistik bilgileri, üyelerimizin muhtelif basın açıklamaları ve haberlerinden derlenmiştir.